fbpx
Anasayfa Antalya

Antalya


ANTALYA

Yüz binlerce yıldır insanlara yurt olmuş, tarih sahnesinde hep önemini korumuş, uygarlıkların tutkuyla bağlı kaldığı “dünyanın en güzel yeri” Antalya, çok değerli bir marka olarak günümüzde milyonlarca yabancı konuğu ağırlıyor. Bergama Kralı II. Attalos tarafından kurulan Attaleia, bugünün Antalya’sı; Antik Pamfilya, Psidya, Likya Bölgelerinin kesiştiği, Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında kurulan, “Üç Mevsimi Bahar, Bir Mevsimi Yaz” yaşanan günlerinde sabah dağlarında kayak yapabileceğiniz, öğlesinde Akdeniz’in derin mavi sularında yüzebileceğiniz, muhteşem doğal güzelliklere sahip, sıcak iklimi, tertemiz denizi, ince kumlu plajları, görkemli dağları, renk renk, çeşit çeşit endemik bitkileri, hayvanları, ulusal parkları, turkuaz koyları, yüksek standartlı hava ve deniz limanları ile eşsiz bir dünya cennetidir. Sahip olduğu muhteşem doğal güzellikleri insanına esin kaynağı olmuş, tarihi boyunca hep kültürün, sanatın, mimarinin, mitolojinin zirvesinde durmuştur. Antalya ve çevresinde Aspendos, Perge, Selge, Side ve Patara gibi birçok antik şehir yer almaktadır. Bu tarihi yerler geçmişin büyülü dünyasını günümüz insanıyla buluşturmakta, emeğin ve zarafetin ihtişamını görme fırsatı sunmaktadır.

Antalya sadece tarihiyle değil; Konyaaltı, Lara, Alanya-Kleopatra, Kaş-Kaputaş ve Patara gibi sahil ve plajlarıyla; Köprülü Kanyon gibi bir doğa harikası 5 tane milli parkı olmasının yanı sıra, Düden, Manavgat ve Kurşunlu gibi şelaleleriyle de, yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak yerleri arasında yer alır. Hele sıcak yaz aylarında tüm halkın aynı coğrafyada farklı iklimleri yaşama şansını sunan yaylaları, kış sporlarının yapıldığı Saklıkent‘i, dünyaca ünlü tescilli sedir ormanları ile tüm renkleri içinde barındıran farklı endemik bitkileriyle örtülü doğası, insana bin bir çeşit güzel kokuyu sunar.

“Dağın güzelliğine tanık olmak isteyen herkes buraya gelmeli.”Lanckoronski sözlerini şöyle sürdürür:“Karşınızda üst üste binmiş, denize ulaşmak için yarış edercesine birbirinin üzerinden, sağından, solundan geçiverecekmiş gibi duran dağlar. Yeşille mavinin kendiliğinden oluşan ve günün her saatinde ışığın durumuna göre insanı büyüleyen renk uyumu. Şelaleler, akarsular, hurma ağaçları, minareler. Kısacası Avrupalı yazarların çizdikleri hayal ürünü güzel manzaraların belki de hayal edilemeyecek kadar büyüğü ve gerçeği burada.” Karl Lanckoronski